Pages

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Noble in thought weak in action/ part 2

Teknolojinin günümüz aşıklarına sunduğu imkanlardan da zaman zaman yararlandığımız oldu ama yine de mektuplar yazdık biz birbirimize,ya da sen bana... Garip gelmişti ilk başlarda senin varlığın. Çok güzel kokan bir özgüven bombardımanıydın benim gözümdeki sen, o kadar özgüven doluydun ki benimle aslında pek de alakan yok gibiydi.Yadırgadım belki de kendime bu denli benzeyen bir canlının daha yeryüzündeki varlığını. Tam olarak her şeyin ne zaman değişmeye başladığını hatırlamıyorum. Bir dakika öncesinde ben de sadece kendiyle ilgiliyken bir dakika sonrasında kalbimin bedenimin dışında attığını farkettim... Korktum... Çünkü seni sevmek hayatımda yaşadığım en yoğun en derin ve en acı verici şeydi.
Şimdi kalbim kırık, ve tıpkı Hank gibi ben de kırıklarıma dönüp baktığımda haklı olduğunu görüyorum. Benden nasıl gururla bahsedebilirdin ki? Ya da nasıl iyi hatırlamanı bekleyebilirdim.
Kocaman bir kadın bedeninde bir çocuk var karşında, her şeyi ve hiçbir şeyi aynı anda önemseyebilen bir çocuk, düşündükleri hep düşüncede kalan, harekete geçmeyen. Yüzlerce kez kararlar alan, ama yine de hiç ders almayan. Noble in thougth weak in action demiş ya Hank. Ağzına sağlık işte demiştim izlerken, çünkü bunlar tam da benim duygularım, benim düşte kalan düşüncelerim, düşüncesizliklerim ve düşünce(ses)sizliklerim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder