Karanlık bir kavgadan çıkar çıkmaz arka sokaklara attı kendini. 16'ıydı ve korkusuzdu daha. Şu an en önemli olay telefonda az önce sevgiliyle edilen kavgaydı ve koşarak ona gittiğinde affedilecekdiyse eğer değerdi denemeye. Hiç bir insan yoktu ortalıkta, sessizliğin sesi korkutmaya başladı bedenini, koşarak uzaklaşmayı denedi korkudan.
Koştu..
Koştu..
Hala bitmemişti korku da yol da..
Durup nefes almaya ihtiyacı vardı artık. Tam kapatmadıkları perdeden mutlu bir ailenin yemek sofrasına oturdukları evi gördü. Nedense güvende hissetti kendini o sokakta bir anda. Sanki birazdan cama çıkıp onu da yemeğe çağıracaktı kadın. Gel hadi,üşüme soğukta diyecekti. Hatta onun yaşında bir kızın bu saatte bu ıssız sokakta olmaması gerektiğinden azar bile işitecekti ondan. Saçma sapan düşünceleri gülümsetti onu, tam o sırada bir ayak sesi daha duyuldu köşeden. Aslında rahatlatması lazımdı bu 'insansı' ses onu. Ama sessizliğin içinden larvasını yırtıp dışarı çıkmaya çalışan bir böcek yavrusu gibi gelmişti bu ayak sesleri ona. Evet tıpkı böcek gibiydi, ve yine bir böcek gibi bu sese de tek yapılması gereken ezip geçmekti. Yola devam etmeye başladı hızlı adımlarla. Erkekmiydi kadınmı acaba arkasındaki. Neden o hızlandıkça bu böceğinde sesi hızlanıyordu sanki?
Artık neredeyse koşturmaya başlamıştı. Arkasındaki de ona yetişmek için koşuyordu sanki. Yavaşlasam ve benim önüme geçse şu arkamdaki, en azından takip etmeyi keser ve ben de paranoyakça düşüncelerimden kurtulurum diye düşünüp durdu bi anda. Çantasında telefonunu aramaya başladı. Arkadaki ses artık dibindeydi. Adamın soluğunu ensesinde hissedecek kadar yakında olduğundan olsa gerek yoğun erkek kokusu midesini bulandırdı. Bu iğrenç kokunun sahibinin geçip gitmesini ve onu arkadan görmeyi beklerken göğüslerinde bir çift el hissetti. Onu duvara doğru ittiriyordu göğüslerinden tutup. Gömleğimin düğmesi dayanamayıp asfalta attı kendini ve midesi o iğrenç kokuyla savaşmak için harekete geçti. Gözünü açtığnda adam gitmişti ve yeRde buldu kendi vücudunu. Ağlayarak koşmaya devam etti kaldığı yerden.
Sonunda sevgilinin evine vardığında sevgili onun bu kadar ağlamasına anlam veremedi ama hoşuna gitti onun için ağlıyor olması ve affediverdi hemen.
Sevgili dahil hiç kimse kopmuş olan üst düğmeyi farketmemişti bile...
4 Ağustos 2009 Salı
Nerdeyim ben?
Gönderen
şişedeki kedi
zaman:
09:35
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
bak susanlardan değilmişin, hem neden susacaksın ki? ellerin, dilin ve beynin ses çıkarsın diye var. yaz kedi yaz hep, birgün duymasını istediklerin sesini duyana kadar yaz.
Yorum Gönder